Satanizm bugüne dek en büyük pazarı “underground” eğlence piyasasında buldu. Pazar ve piyasa diyerek okuyucuyu şaşırtmamak gerekir ancak ister istemez satanizm ile eğlence sektörü arasında bir bağ kurulmuş ve bu bağ kendini popüler kültürün vazgeçilmez bir parçası olarak satanizmle eşleştirmiştir. Örneğin, dışa vurumculuğun kendini en rahat ifade ettiği alan, metal müzik ile satanizmin buluştuğu anda oluşan alandı. Satanizmi metal müzik sayesinde dile getirmek bugüne dek metal müzik tarihinde en çok tartışılan ekstrem konuyu oluşturmuştu: Metal müzik beraberinde satanizmi de mi getirir? Bu sorunun cevabı görüş ayrılıkları getirmekle beraber, bu soru yine de yanlış sorulmuş bir sorudur. (Metal müziği devreye soktuğumuz zaman (özellikle ekstrem metali) eğlence piyasasından gittikçe uzaklaşan, kendine ait ciddi ideolojiler barındıran ve ifade gücünü eğlence piyasasından uzaklaşarak elde eden bir türevle karşı karşıya kalıyoruz ama neticede popüler kültürü ifade ediyorsak ve post- modern sanatların satanizmi işleyişinden bahsediyorsak, o zaman extreme metal’i bile bu sektörün içine koymak durumundayız. “Underground” olarak ifade edilen sanat biçimine değineceğiz.) Eğlence piyasası kimi kült figürler sayesinde şekillenirken, satanizmi de bu şekillenmenin bir parçası haline getirmiştir. Satanizmin popüler kültürün sermayesi haline geldiğini yadsıyamayız çünkü satanizm bir noktadan sonra artık bir ideoloji, bir din ya da bir yaşam görüşü olmaktan çıkıp bir sanat biçimi oluşturmaya başlamıştır. İşin enteresan yanı, satanizm kimi zamanlar hiçbir sanat formuna dahil olmadan kendi başına da bir sanat gibi algılanmıştır: Ne işitsel, ne de görsel sanata dahil ancak kendi başına belki de sekizinci sanatı oluşturabilecek apayrı bir form, biçim ya da sanat. İdeolojiyi dahil bile etmiyoruz. Eğlence sektörüyle satanizmin ortak işbirliği, yeni yeni anlamlar türetmekte ve kendi hayali dünyasını yaratmaya elverişlidir. Örnek olarak, ters haç gibi bambaşka anlamı (Aziz Peter’in Hacı) olan bu sembol, korku filmlerinin, metal müziğin ve diğer popüler kültürün ( ne kadar karşı çıkılsa da mecburiyetten metal müziği popüler kültüre dahil etmek zorundayım) en severek dışa vurduğu bir sembolü oluşturmuştur. Bu sembollere (örneğin Baphomet) tarih ve din tarafından verilen anlamlar olduğu kadar bir taraftan da eğlence sektörü tarafından verilen anlamlar da mevcuttur. Bu yüzden Hollywood gibi bir sektör tarafından bile şekillenen bir satanizmden bahsetmek son derece mümkündür. Bundan dolayıdır ki amacımız metal müzik ile satanizmin ne derecede uyuştuğuna dair bir sav üretmek değildir. Ancak satanizmin popüler kültürün ne derece bir parçası olduğunu ortaya koymaktır. Satanizm, Aleister Crowley’nin majisyen kimliğiyle ve Anton LaVey’in modern öncülüğüyle daha net bir şekilde dünya eğlence sektörüne sunulan ve hemen akabinde yine bu pop kültürü sayesinde bir anda tüketilen bir nesne haline gelmiştir. Popüler kültürün parçaları da satanizmi kullanarak bambaşka boyutlara yönelmiş ve kendi kült takipçilerini bulmuştur. "Underground" Satanizm: Satanizmin diğer sanatsal formlardan sıyrılıp kendi başına bir sanat gibi algılandığını söylemiştik. Ancak önce hangi post-modern sanatın Şeytan ile iç içe olabileceğini belirtmeliyiz. Satanizmin en büyük piyasasının “underground” eğlence sektörü olduğunu söylüyorsak, mutlaka sanatsal sınırları da belirlememiz gerekir çünkü popüler kültürün getirdiği anlayışla işlenen Şeytan kavramı ya da figürü, modernizmden önceki sanat akımlarının Şeytan’ı işleyişinden çok daha farklı bir şekilde ele alınmaktadır. Burada bir kilit noktaya varıyoruz: Şeytan sadece eserlere tematik olarak geçmemelidir. Şeytan ile dini veya soyut savaş, popüler kültürde geçerli değildir. Tam tersi, popüler kültürde Şeytan benimsenmeli, sevilmeli ve en önemlisi tüketilmelidir. O halde Satanizmi hangi post-modern sanat akımının içinde irdelemeliyiz diye bir soru türetildiğinde, kuşkusuz ilk önce pop artı piyon olarak satranç tahtasında oynatmak durumundayız. Kaldı ki kimi noktalarda kaynak olarak orta çağı ilgilendiren yapının bile pop art sayesinde genel geçer forma dönüştüğüne, bu vesileyle günümüz pop kültürünün içine sokulduğuna tanık olmaktayız. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki pop artın satanizmden uzak içeriğinde bile konuyu, objeyi, türevi birer tüketim nesnesi haline getirmesi söz konusudur. Dolayısıyla sadece satanizmin değil, pop artın içine giren her şeyin bir tüketim nesnesi haline geldiğini söylemeliyiz. Bununla beraber bir başkaldırıyı devreye sokmamız gerekir. Başkaldırının sınırlarını iyice belirleyebilmemiz için pop artın diğer sanat türlerine saygı duyarak mı yoksa tiye alarak mı işlevselleştirildiğini belirlemeliyiz. Aynı soruyu metal müziğe uyarlayarak da çoğaltabiliriz. Buna rağmen alaycı kimliğin metal müzikle kıyaslandığında son derece uzakta durduğu da bir gerçektir. Sanatsal açıdan kimi alt türlere ışık tutmuş olan ve bu alt türleri kategorileştiren satanizmin, yer altını ilgilendiren (underground) bir sanatsal form oluşu daha da cezp edicidir. Pop artın bile kendi genel yapısı itibariyle “underground” olarak değinmeye çalıştığı satanizm yer altında daha da güçlenmekte daha karizmatik bir şekle dönüşmektedir. Kimi zaman da “underground” olmak, beraberinde bir kibir getirir ve bilinçlice seçilir. Pop artın kendi yapısı dahilinde “underground” olmayı seçmesi ele aldığı konunun tüketim nesnesi haline gelmemesine engel olamaz. Burada bir ironi ile karşılaşmamız olağandır. Bu yüzden pop artın kimliğinin satanizmin başka popüler sanat türevlerinde yer bulmasını kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Arz Talep Her ne kadar “underground” yapı bir tercih olsa da kendi kurallarını ve formlarını benimsetmeye çalışan bir alt türev olarak karşımıza çıkar. Buradaki kilit nokta satanizmin “underground” piyasadan yola çıkarak çok daha ötelere geçmesinin ve su yüzüne çıkmasının sağlanmasıdır. Durum, arz talep meselesiyle kıyaslandığında talep edilenin en aksinin ve en zıddının kişiye sunulmasıdır. Yine bir ironiyle karşı karşıya kalmaktayız: En çok talep edilen nesne ya da arzu, kişiye direkt verilmektedir ancak olabildiğince yozlaştırılmış ve olabildiğince değişime uğramış bir şekildedir. Satanizm de bu yönden ele alınabilir. Başkaldırının sonuçları olarak talep edilen marjinalliği tıpkı pop artın verdiği gibi büyük bir değişimle yeniden kişiye yöneltir. Kişinin kendini farklı ve özel görmesini sağlar. Hem “underground”dur, hem talep edilendir, hem de alttan alta sağlam bir kitle oluşturmuştur. Bir kez daha belirtmek gerekirse “Underground” olmak arz ve talebin değiştiği ve anlam ifade etmediği anlamına gelmez. Ne kadar yer altından gitmeye hevesli olursa olsun, bu formatın da işleyişi, istekleri ve getirileri vardır ve bu kaçınılmazdır. “Underground” İdeolojisi Nedir? Bu noktada “underground” ideolojisiyle olduğu kadar bu formata dahil olan sanatların da ideolojisiyle yüz yüze gelmeliyiz ki neden “underground” olmak istemektedirler sorusu daha da iyi aydınlansın. “Underground” sanat formatının belirlediği yol mümkün olabildiğince kültleşebilecek eser ve sanatçı ortaya çıkarmaktır. Bu vesileyle yüksek sanat mertebesiyle aynı ilgiyi görecek denli asil, bir o kadar da çizgi dışı bir sanat ortaya çıkacaktır. İşin pratiğinde piyasaya hükmeden sanatlara duyulan ilgi kadar kuvvetli bir ilgi fakat bütünüyle sessiz ve içten içe gelişen, çoğalan ve fışkıran bir sanat anlayışı yatmaktadır. Satanizm böyle bir sanat anlayışını hem içeriğinden dolayı hem de kendi dışavurumculuğundan dolayı daha net benimser. “Underground” sanat formatının belli bir miktar kibri olduğunu bir kez daha söylemeliyiz. Bu kibir değişik bir şekildedir: “Underground”u belirleyen sanatların eğlence piyasasına dahil olmadığı, tamamen kendi işlevselliğiyle hareket ettiği anlayışı benimsemiştir. Hatta “underground” formatını benimseyen sanatçılar piyasaya yönelirlerse değer kaybederler. Buradan yola çıkarak “underground” sanatın piyasaya tepkili olduğunu görürüz. Bu tepki sayesinde radikal söylemleri daha da kuvvetlenmekte, piyasaya hükmeden sanatlara karşı kibri daha da artmaktadır. Buna eklememiz gereken bir husus daha vardır: Yüksek Sanat (high art). Satanizm post-modernizmde pek çok kez “underground” olarak ifade edilmesine rağmen yine de piyasaya hükmeden bir kavram olmuştur çünkü piyasanın ve popüler kültürün pohpohladığı bütün sanatları kendi bünyesine çeken bir cezp ediciliği vardır. Kenneth Anger gerek eşcinsel kimliğiyle gerek satanizmle olan işbirliğiyle hem underground olmuş hem de nereden bakılırsa bakılsın tavrını yüksek sanatmış (high art) gibi dile getirmiştir. Buna rağmen pop art yaptığını yadsımaz. Yine de Kenneth Anger’ın durumunda bile Şeytan’ın tüketilirliği göze çarpmaktadır. Bu nedenle satanizm “underground” olarak kendini piyasadan uzaklaştırmakla kalmayıp, kendini Bach’ın müziği gibi elitleştirmiş, yüksek sanata dahil etmeye çalışmıştır. Sonuç olarak satanizm iki arada bir derede kalmıştır çünkü klasikleşmeye karşı çıkan bir taraftan da kültleşen ve çoğu noktada dahil olduğu pop art gibi kesin tavırlar alamamıştır. Satanizmin ekstrem metal müziğe hükmeden yapısı da buradan kaynaklanmaktadır. Metalin kendince elit kısmını oluşturmaya çalışmakta, bu elit kısım kendi adını diğer piyasalara duyurdukça sinirlenmektedir. Kuşkusuz “underground” kalmak sanatçının kendi tercihidir. Metal Müzikle Gelen Satanizm Amacımız neden metal müzik kimi noktalarda satanizmle ilgilenir sorusunu cevaplamak ya da satanizmin metal müzik içindeki tarihini yazmak değildir. Bu bambaşka bir konuyu oluşturur ancak metal müziğin satanizmi nasıl ele aldığına daha da açıklık getirebiliriz. “Underground” sanat formatını uygulayan bir diğer başlıca alt kültür de metal müziktir. Özellikle ekstrem metalin temalarından biri olan satanizm yine yukarıda bahsettiğimiz gibi kendi tercihiyle su yüzüne çıkmamayı seçmiştir. Ancak içten içe dolmuştur ve patlamaya hazır bir volkanı çağrıştırmaktadır. Bu şekliyle vurgulamak istediğimiz tüm özellikleri özetlemektedir. Hem post-modern bir sanattır, hem kimi açılardan külttür, hem popüler kültürün parçasıdır hem de popüler kültürün aksi olarak “underground” kalmayı seçer. Dolayısıyla pop art’tan sonra ekstrem metal de aynı kalıpları bize sunmaktadır. Yazının başında satanizmin zaman zaman sanatsal kalıplardan uzaklaşıp, kendi başına bir sanatmış gibi algılandığını söylemiştik. Ekstrem metalin türevleri de aynı şekilde kendini diğer metal gruplarından ayırıp bambaşka bir bakış açısıyla incelenmeyi ister. Satanizmin kaderi ile ekstrem metalin kaderi bu doğrultuda kesişirler. İkisi de başlı başına bir kavramdır, diğer ve benzeri ideolojiler ya da türevlerden sıyrılarak kendi iktidarlarını oluştururlar. Bu iktidar belirli bir düzeyde ayrışmayı getirirken aynı zamanda snoplaşarak diğer metal türevlerinin ideolojilerini küçümseyebilmektedirler. Buradaki ironi şu şekilde açıklanabilir: -Satanizm “underground” eğlence sektörünün tüketilmek için oluşturulmuş bir öznesidir. -Metal müzikle gelen satanist ideoloji eğlence sektörünü reddetmektedir. Bu şekilde metal müziğin de bir kibri vardır demek gerekir. Pop artın sabun köpüğü haline getirdiği satanizm, bu raddede kesinlikle tüketilmek için değil, tam tersi hayat boyu benimsenmek ve uygulanmak için vardır. İşin enteresan boyutu ise özellikle ekstrem metal içine giren “black metal”, hem eğlence sektörüne, hem piyasaya hem de diğer metal türlerine bile sinirlidir. Kimi noktalarda black metal’i bir müzik formundan bile çıkarmak, başlı başına bir felsefe haline getirme uğraşı yatmaktadır. Metal müzikte ele alınan satanizm ile pop artın ve post-modernizmin ele almaya çalıştığı satanizm birbirleriyle çelişirler. Ekstrem metalin ele aldığı satanizm yazının başında dile getirdiğimiz satanizmin kendi başına bir sanat gibi algılanmasını destekler niteliktedir. Ancak burada şunu da belirtmemiz gerekir ki ekstrem metal satanizmi diğer türlerden ayrıştırıp kendi başına incelediğinde kendini bir müzik formu olmaktan bile çıkarıp satanizme hizmet eden bir araç olarak ortaya koyar. Ekstrem metal mi satanizmden besleniyor yoksa satanizm mi ekstrem metalden besleniyor gibi kafa karıştırıcı ve ikilemli bir soruyla yüzleştirir bizi. O halde metal müziği satanizmle özdeşleştirmek yanlış olduğu kadar anlamsızdır da. Çünkü metalin satanizmle özdeşleşen tarafı kendini metal müzikten bile soyutlamakta, bambaşka bir form olarak ele alınmak istemektedir. *** “Underground” formatına ve bütün kibrine rağmen Satanizm popüler kültürde en çok tüketilmekte olan ideolojilerden ya da görüşlerden biridir. İşin özünde Satanizmi bir tüketim objesi haline getirmek için cezp edici kılan ifade yatmaktadır. Bu ifade hem alttan alta ilerleyen ve gelişen, hem de popüler kültüre karşıymış gibi duran ama popüler kültürün vazgeçilmez parçasını oluşturan bir ifadedir. Burak Bayülgen |