Bu Katliamdan Kimler Sorumlu?

Anket: Remake

Funny Games, Shutter, One Missed Call... Korku filmlerin yeniden çekilmesine nasıl bakıyorsunuz?
 

Puan verin!

(Toplam 9 Oy)

 

Korku filmleri, kitapları, oyunları ve seri katil incelemeleri yollayarak Korku.Org’a katkıda bulunun. Ayrıca editörlük başvurusu yaparak bir Korku.Org yazarı olabilirsiniz.

Ya da yazdığınız hikayelerinizi gönderin, Korku.Org'da yayınlayalım!

Mail adresimiz: info@korku.org.

 

Korku.Org'a reklam vermek için lütfen info@korku.org adresinden bize ulaşın.

image

The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning

 Eğer sinema tarihinin en önemli seri katillerini listelersek, Leatherface kuşkusuz en üst sıralarda yer alacaktır. Ancak The Texas Chainsaw Massacre (Tobe Hooper, 1974) fenomeninden bahsedeceksek, Leatherface konuyu “çarpıtılmış, yozlaşmış, manipüle edilmiş” aile değerlerine çekecektir. Artık Leatherface’in geçmişi hakkında, o meşhur Büyükbaba ve Büyükannenin kim olduğunu The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning sayesinde biliyoruz. Vietnam Savaşının bu aile bağlarıyla ne alakası var gibi bir soru sorarsak, bu yamyamlık vahşeti ve savaş dönemi arasında bir bağ kurmak zor gibi gözükür ancak niçin ordu bu fantezinin bir parçası olmuştur diye de sormak zorundayız. The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning (Jonathan Liebesman, 2006) bizleri şu açıdan kuşkulandırıyor: Güçlü bir asker de, korkak bir insan da, kim ne olursa olsun bu yamyam ailenin masasını dolduran bir yiyecek haline gelebilir. Film bize daha hak edilmiş çözümler ve dönüm noktaları sunuyor. Karmaşıklık aynı zamanda bir ailenin ayakta kalabilmesi için vahşetin gerekli olduğunu savunan taraftadır. Ve bu katliamdan kurtulabilmenin tek yolu orduya katılıp, savaşa gitmektir. Öbür türlü korkak bir asker, bir tabak ete eşittir. Filmde gördüğümüz her şey, Leatherface ve ailesini analize edebilmek için bize verimli kodlar sağlamaktadır. Özellikle bu filmde serinin diğer filmlerinde olmayan geçmiş bilgileri görmekteyiz ki bu bilgiler son derece işimize yaramaktadır. Filmde gördüğümüz üzere Leatherface engelli bir yamyamdır ve ailesi dehşetengiz eylemler yapmaktadır ancak filmde dikkat çekici nokta, Leatherface ve ailesinin Amerikan Hükümetinin yanlışlıklarının kurbanı değil, bu sübjektif hatalardan kurtulabilen, hayatta kalanlar olduğudur. Bu yazıda bu yamyamlık ve vahşetin neden hükümetle alakalı olduğuna ve savaş döneminin gerekliliklerinin kurtuluş yolu olduğuna değinilecektir. Orduya katılmak bir karakteri güçlendirir mi ya da orduya yazılmak seri katil filmlerinde kurtuluş yolu mudur, bu sorulara yanıt aranacaktır. 

En Genel Soru Amerikan Hükümeti Tarafından Cevaplandırılıyor

 The Texas Chainsaw Massacre serilerinde en çok akla gelen soru, bu yamyam ailenin nasıl ve neden bu kadar birbirine bağlı olduğudur. Bu sorunun yanıtı önceki filmlerde bir sır gibi saklandığından, bu toplu katliamın arka planı hep merak edilmiştir. The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning daha açılış sekansıyla bu sorunun yanıtını vermekte, bu merakı gidermektedir. Kesimhanenin işçileri kovulmuş ve kesimhane sağlıksız et ürettiği gerekçesiyle Amerikan Hükümeti tarafından kapatılmıştır. Bu nedenle kesimhane işçileri başka şehirlerde ve kasabalarda iş bulabilmek için Texas’ı terk ederler. Fakat bir aile (Hewittler), atalarından kalan topraklarda yaşamaya devam etme ve evlerini ayakta tutma konusunda son derece ısrarlıdır ki bu aile de meşhur yamyam ailemizdir. İklim nedeniyle ürün vermeyen topraklardan yiyecek elde edilememektedir ve evde beslenmesi gereken bir sürü ağız vardır. Bu nedenle yeni bir çözüm yolu bulunur: Yoldan geçenleri avlamak ve etlerini yemek.  

 İşçilerin kesimhanede çalıştıkları süre boyunca hali hatırlarının yerinde olduğunu sezebiliriz. Leatherface’in engelli olmasının bile sorun olmadığını, kesimhane sahiplerinin ve işçilerin bir şekilde hayatlarına devam edebildiklerini de fark etmişizdir. Kesimhanenin kapatılmasının tek nedeni sağlıksız et üretmesi miydi ? Yoksa Amerikan Hükümetiyle ve Vietnam Savaşı ile bağları olan bir sorun muydu bu ? Buna açıklayıcı bir neden olarak Amerika’nın bu savaş sürecindeki çatışmalarını göstermek zorundayız. Üstelik bu çatışmalar sadece savaş dönemini değil, bastırılmış seks gibi geleceği de kapsayan çatışmalardır. Daha minimal davranırsak, Texas’lı yamyam aile, bütün ve parça ilişkisinin gündeme geldiği bir tür protesto, ayakta kalmayı beyan etmenin ta kendisidir. Hatta kendilerine hükmetmeye çalışan, bastırılmış (seks) ve yozlaşmış (dönemin politikası) dünyayı cezalandırmadır. Leatherface ve ailesi Amerika’da tomurcuklanan seks, uyuşturucu ve rock’n’roll diye sloganlar atan kuşağı seyredenler ve görenlerdir. Eğer Hewitt ailesi bu cezalandırma işlemini gerçekleştirmeselerdi, kendileri de bu yozluğun kurbanı olacaklardı.

Ya Orduya Katıl Ya Da Kurban Ol

 The Texas Chainsaw Massacre filmlerinde Texas’tan yolu geçen genç yolcuları görmek alışılmadık bir şey değildir. Hatta neredeyse bütün seri katil filmlerinde bozulmuş ya da zarar görmüş bir araba yüzünden katillere teslim edilen bir sürü kurban görürüz. Şu ana kadar gördüğümüz üzere bu yolcular Amerika’nın sıcak sahillerinde genelde seksi kızlara kavuşmak için yola çıkmış genç yolculardır. The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning serinin ilk filminin de öncesini anlattığından filmde gördüğümüz genç kurbanlar esasen bu miti başlatan ilk kurbanlardır ve belki de bu yolcuların neden bu katliama maruz zorunda kaldıklarının iyi bir nedeni olacaktır. 

 Eric (Matthew Bomer) ve Dean (Taylor Handley) Vietnam’a savaşa gitmeye hazırlanan iki yolcu askerdir. Bu, Eric’in rüyalarına ulaşabilmesi için bir fırsat iken Dean aynı şeyi düşünmemektedir. Bu nedenle asker kimliğini yırtar fakat halen savaşa gitmeme kararını Eric’e açıklayamaz. Savaşa gitmeden önceki son günlerini geçiren Eric ve Dean, kız arkadaşlarıyla beraber seyahat etmekte, tatil yapmaktadırlar. Öbür tarafta ise asker olsun ya da olmasın, kurbanlarını beklemekte olan yamyam aile yer almaktadır. 

 Yolcuları bir kez daha dikkatli ve açıklayıcı bir şekilde tanıtmak lazım:

-Cesur, Vietnam’a gitmeye hevesli Eric       

-Orduya katılmaktan son anda vazgeçen Dean

-Bu iki kardeşin kız arkadaşları

 Eric’in kız arkadaşı onu motive ederken ve cesaretlendirirken, Dean’in kız arkadaşı ise onun orduya katılmama kararını destekler. Cinsiyet seri katil filmlerinde daima ele alınan bir mevzu olmuştur. Dolayısıyla kadın karakterler filmde erkekleri onlarla seks yaparak desteklemektedirler. Amerika’nın yozluk anlayışı içine giren bir öğe de bu özgür sekstir zaten.  

 Ailenin lideri olan Charlie Hewitt (R, Lee Ermey) bir başka kimlikle kılık değiştirerek (masquarade) karşımıza çıkar: Şerif Hoyt. Esasen amacı kendini şerif olarak tanıtarak kurbanlarını kendine çekmektir. Dean’in en fazla korktuğu şey ise Şerif Hoyt sayesinde ortaya çıkar çünkü şerifin gözünde Dean bir asker kaçağıdır. Öyleyse Şerif Hoyt’un gençler üzerinde hem ideolojik, hem askeri hem de cinsel açıdan bir cezalandırıcı rolü vardır. Şerif Hoyt yolcuları araba kazasından kurtardığı vakit kimse ondan şüphe duymamaktadır. Tam tersine ona şerif olduğu için güven duymaktadırlar. 

 Hewitt Ailesi katliamlarını gerçekleştirirken, Dean esasen zor ve acılı olanın, askere gitmemesinden ötürü Amerika’nın yol açtığı bir sonuç olduğunu anlamıştır. Burada iki taraf da (Vietnam ve Hewitt Ailesi) tehlikeli ve ölümcül olduğundan, bir paradoks mevcuttur. Dean’in ilk öldürülen kişi olması tesadüfi değildir ancak Eric’in de öldürülmesi şaşırtıcıdır.  

 Sayılar eşit değildir ve sahneler aynı heyecanda değildir; ama 1978’den sonra seri katil filmlerinde yanlış seks peşinde giden erkekler de ölürler.(CAROL J. CLOVER, sf:34)

 Dean orduya katılıp Amerika’ya hizmet etmekten korkarken aynı zamanda seks için can atmaktadır ve korkaklığının ötesinde halen seks yapma isteği yaptığı ikinci hatadır. Hem rahatlık hem de seks bir seri katil filminde birlikte yer alan öğeler değildir çünkü bu öğeler alt metinler halinde Amerika’nın kabusları olarak dile getirilir. 

Cinayetlerin Arkasında

 Görüldüğü üzere Hewitt Ailesinin Amerikan Hükümetine kesimhanelerinin kapanmasından ötürü bir kini vardır. Bu açıdan bakıldığında yamyamlıklarının birinci nedeni Amerikan Hükümetinin bu aile üzerindeki etkisidir. Eric ise orduya katılarak Amerika’ya hizmet etmekten gurur duymaktadır. Fakat Hewitt Ailesi bu yönetiliş biçimini protesto etmenin kendilerince bir yolunu bulmuşlardır. Bu metot Amerika’ya hizmet edecek olan genç delikanlıları yok etmektir çünkü Amerika’nın Hewitt Ailesi üzerinde hiç olumlu bir etkisi yoktur. Kesimhaneleri kapandığı gibi bir de kendi evlerini terk etmek durumunda kalırlar. Alt metinde ise Amerika’nın yol açtığı serbest, özgür seksin Hewitt Ailesine mal edilişi yatmaktadır. Amerika ideolojik olarak ne kadar değişirse değişsin, Hewitt Ailesi’nin bu değişimden bir çıkarı yoktur. Tam tersi, Amerika’daki değişimin onlar yararına olmayan sonuçlarına katlanmak zorundadırlar. 

 Korku filmlerine kısa bir tarif yapmak gerekirse, onlar bizim kolektif kabuslarımızdır. (ROBIN WOOD, sf: 74)

 Hewitt Ailesi kolektif kabusun getirilerini temsil etmektedir. Dünya ne kadar cinsel isteklerini bastırırsa ve politik sorunlar ne kadar ilerlerse, Hewitt Ailesi çok daha tehlikeli olacaktır. 

 Dean, Amerika’ya hizmet edememenin cezasını çekmiştir. Halbuki alt metinlere göre ordu onu bu yamyamlardan koruyan kozayı örecekti. Dean yine de Vietnam’da ölebilirdi ancak tabiri caizse “gururlu” bir şekilde ölecekti. Ama öbür taraftan Eric de öldürüldü çünkü hizmet edeceği Amerika, Hewitt Ailesini zor durumda bırakan yegane nedendi. 

 Bu katliamdan kurtulamamanın iki açıklaması vardır:

-Ülkenin politikasına destek olanlar öldürülmelidir çünkü Hewitt Ailesini bu duruma sokan ülkenin ta kendisidir.

-Savaş karşıtı olanlar da öldürülmelidir çünkü ne kadar barış ve aşk yanlısı olurlarsa olsunlar, Hewitt Ailesinin onlara karşı bir kini vardır. 

 Bu iki duruma da ısrarla karşı çıkma diye bir şey bu film babında mümkün değildir. Serinin ikinci filminde gördüğümüz üzere Dennis Hopper tarafından canlandırılan şerif Lienutenant “Lefty” Enright, cinayete kurban gitmiş oğlunun intikamını almak için Hewitt Ailesinin yeni kuşak üyeleri Leatherface, Chop Top ve babalarının peşine düşer. Yeni kuşak Hewittlerden bahsederken bu vahşetin Şerif Hoyt’tan kalan bir aile yadigarı olduğunu görürüz. Bu, Vietnam, barış ve aşk kuşağının ve yasal uyuşturucu ve seks isteminin oluşturduğu bir neden-sonuç ilişkisidir. Herkes Hewitt Ailesinin kurbanı olamaz ama Vietnam ve aşk ve barış jenerasyonunun çocukları kesinlikle kurban olacaktır. 

 Sonuç olarak Hewitt Ailesi Amerika’ya karşıdır. Beat kuşağı, Vietnam, aşk ve barış, serbest seks ve uyuşturucu Hewitt’leri çok kötü etkilemiştir. Ortaya koydukları vahşet bu sistemle savaşma biçimleridir. Hippilere göre Vietnam’a gitmek doğru değildir ve bu Hewitt’lerin nefret ettiği bir şeydir ancak Hewitt’ler Amerika’ya karşı olsalar da bu aşk ve barış jenerasyonu da onların nefret ettiği bir şeydir.     


Clover, Carol J. Men, Women and Chainsaws. Gender In The Modern Horror Film p:32-40, Princeton University Press.

Wood, Robin: The American Nightmare: Horror in the 70’s. p:70-87. Columbia University Press.

 

Yorum Ekle comment Yorumlar (1 Gönderen)

  • Gönderen ALPERENAKSOY, 06 Haziran, 2008 22:29:47
    KORKUİSTİYORUM
Copyright © 2003-2008 Korku.Org :: info@korku.org :: webmaster@korku.org
Yazıların izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Bu site en iyi Internet Explorer ile görüntülenebilir.
eXTReMe Tracker